USD44,73
%0.09
EURO52,83
%0.46
GR. ALTIN6.915,78
%-0.66
BTC3.430.180,89
%1.81
  1. Haberler
  2. Kedi
  3. Bir ev ve bir kedi istiyorum…

Bir ev ve bir kedi istiyorum…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İstanbul Üniversitesi’nden Barış Akademisyeni Ayten Alkan: “Bu Suça Ortak Olmayacağız” Dedi

PENCERE – ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ bildirisine imza atan akademisyenlerden biri olan İstanbul Üniversitesi Siyasi Bilgiler Fakültesi Doç. Dr. Ayten Alkan, geçmişte yaşananların üzerine düşündü. Alkan, “Utanç verici bir durum… Kamu kaynaklarıyla yetişmiş akademisyenlerin devletten gelen baskılarla işlevsizleştirilmesi hangi toplumsal yarar ile açıklanabilir?” ifadeleriyle durumu eleştirdi. Bu akşam Gazete Pencere’nin ‘10 Yılın Ardından Barış Akademisyenleri Anlatıyor’ dizisinin ikinci bölümünde Alkan’ın hikayesi ve üzerinde durduğu konular yeniden gündeme geldi.

“Üniversiteler Soruşturma Odalarına Dönüştü”

Alkan, yaşadığı hukuki süreç hakkında, “Anayasa Mahkemesi, hem yargılanmamızı hem de İstanbul Üniversitesi’nin disiplin cezalarını hak ihlali olarak değerlendirdi. Ancak, üniversiteler soruşturma odalarına dönüştürüldü ve ifade özgürlüğü sistematik biçimde ihlal edildi. O dönemdeki süreç, akademik söz söyleme ihtimalini daraltmaya yönelik geniş bir müdahaleye dönüşmüştü.” dedi.

“Hukuk, Koruyucu Değil, Aksine Yük Yüklüyor”

Devletin hukuki süreçlerinin adalet getirmediğini, aksine uzattığını belirten Alkan, “Açılan davalar, insanları yalnızlaştıran bir işleve sahipti. Hukuk bu dönemde güven duygusu üretmedi; belirsizlikleri sürdürmek için araç haline geldi.” şeklinde konuştu.

“Kedim ve Kalıcı Bir Ev İstiyorum”

Üniversiteden ayrıldıktan sonra uluslararası alanda araştırmalar yapan Alkan, 2019’da Türkiye’ye döndü ve İzmir Karşıyaka’da bir apartmana yerleşti. “Kalıcı bir ev ve bir kedi istiyorum dedim, ama hayatıma istemediğim kadar çok kedi girdi.” diyerek, hayvanların yaşam hakkı konusundaki çalışmalarına daha yoğun yöneldiğini ifade etti.

“Yazmaya ve Düşünmeye Devam Ettim”

Alkan, akademiden uzaklaştırılmanın kendisi için sadece bir iş kaybı değil, yaşam biçiminin kesintiye uğraması olduğunu söyledi. “Ama üretmeye devam ettim; bakım emeği, dayanışma ilişkileri ve hayvanlarla kurduğum bağlar hayatımın merkezine yerleşti.” diyerek, akademik üretimin formunun değiştiğini belirtti.

“Kamusal Alanda Şaşırmadım, Özelde Elenmeden”

Alkan, devletin sesini yükselttiği anda üniversitenin kendi sesini kısmayı başardığını dile getirerek, arkadaşlarının elenmesine ve ilişkilerin bitmesine şaşırdığını vurguladı.

“Adalet, Kamuya Yüzleşme Olmalı”

Alkan, 10 yıl sonra devletle olan ilişkisinin güvensiz ve muğlak olduğunu ifade etti. “Adalet, bireysel iadelerle mümkün değil; kamusal yüzleşme olmalıdır. Yaşananların olağan olmadığını kabul etmek ve sorumluların görünür olması gerekir.” ifadesini kullandı.

Son olarak, genç akademisyenlere “Buna rağmen şunu yap” diye cesaret verirken, Barış Akademisyenleri meselesinin tarih kitaplarında “vicdan eşiği” olarak anılacağını düşündüğünü belirtti.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Bir ev ve bir kedi istiyorum…
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Pati Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!