Başlıca Güvenlik Tehlikesi: Başıboş Köpek Saldırıları Türkiye’yi Sarsıyor
Sebahattin Ayan, İstanbul
Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen başıboş köpek saldırılarına dair haberler, sokak güvenliği konusundaki kaygıları yeniden canlandırdı. Özellikle son günlerde art arda yaşanan saldırılar, çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere vatandaşların can güvenliğinin tehlike altında olduğunu gözler önüne serdi. Van’da meydana gelen saldırılar kamuoyunda büyük bir infiale neden olurken, İstanbul, Ankara ve Edirne’den gelen görüntüler tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.
İnsan Güvenliği Her Şeyden Öncelikli
Başta köpek saldırıları olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan olaylar toplumda güvenlik kaygılarını ve dini hassasiyetlere dayanan tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Son dönemde çocukların hayatını kaybettiği ve pek çok vatandaşın yaralandığı olayların ardından ilahiyatçılar ve siyasetçiler, İslami değerlerin hayvanlara merhameti önceliklendirse de insan canının korunmasının her şeyin önünde olduğunu vurguladılar. İlahiyatçılar, sokak köpekleri meselesinde dinin yaklaşımının “merhamet ile kamu güvenliği arasında adaletli bir denge kurulmasını” emrettiğini ifade ederken, siyasiler de başıboş hayvanların toplum içinde kontrolsüz bir şekilde bırakılmasının kabul edilemeyeceğini belirterek kalıcı çözümler talep ediyorlar.
Aile Değerleri ve Hayvan Sevgisi
Gazetemize görüş veren Dr. İhsan Şenocak, “Dünyada her şey insan için, insan da Allah’a kulluk için yaratıldı. Her canlı, burada yaşama hakkına sahiptir. Fakat eğer başka canlılar insanın hayatını tehdit ediyorsa, bu durumda onları tecrit etmek gereklidir. Köpekler gibi, belirli bir bölgeye alınmalı ve sokaklara salınımları engellenmelidir. Yani insan, yaşamını korumalıdır” diyor. Şenocak, insanların hayvanlarla aşırı bir bağ kurmasının tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini, hatta bu durumun nesil eksikliğine neden olabileceğini belirtiyor.
Köpek Sevgisi ve İnsanlık
Avrupai yaşam tarzının etkisiyle hayvana verilen değerin, insanlara verilen değeri gölgede bıraktığına dikkat çeken Şenocak, annelik duygusunun köpeklere yöneltilmesinin aile yapısını tehdit ettiğini belirtiyor. “Bir kadın, köpeği evladı gibi gördüğünde, zamanla çocuk sahibi olma arzusunu da kaybedebilir. Avrupa’da bu durumun nasıl yaşandığına tanıklık ediyoruz. Peygamberimiz, köpeklerin evlerde olmaması gerektiğini çünkü meleklerin girmediği evin huzuru olmadığını belirtmiştir” ifadelerini kullanıyor.
Bu mesele, basit bir hayvan sorunu olmanın ötesinde, insanlığın geleceğini tehdit eden bir konu olarak değerlendiriliyor. Dr. Şenocak, genç neslin kaybedilmesinin bir oyun olduğunu ve bu durumun insanları tarih sahnesinden silmeyi amaçladığını ileri sürüyor. “Bazı insanlar, çocuk sahibi olmanın sorumluluğundan kaçarken, aynı kişiler çok sayıda köpek besleyebiliyor. Köpeğin yeri dışarısıdır; insanın yeri ise evdir,” diyor.
Tüm bu gelişmeler, Türkiye’deki aile yapısının, insanın insana olan sevgisinin ve hayvan sevgisinin ne denli dengeli bir biçimde tesis edileceğinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.