USD48,46
%0.06
EURO56,33
%-0.02
GR. ALTIN6.860,79
%0.01
BTC3.999.171,00
%-3.24

Kedi gitmeden, fare gelmez | Ömür GEDİK Köşe Yazısı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yine kediler, hem de beklenmedik bir mücadele aracı olarak karşımızda! Son günlerde Rusya’dan gelen haberler, tarımsal sorunlarla başa çıkmada tanıdık bir çözümü gündeme getiriyor: kediler.

Özellikle Stavropol bölgesinde, tarım arazilerinde fare ve diğer kemirgenlerin sayısında ciddi bir artış gözlemleniyor. Bu durum, tarımsal ürünlere verebileceği zararlar nedeniyle büyük endişe yaratıyor ve çözüm arayışları gündeme geliyor.

Buraya kadar her şey günümüzün hikayesi. Ancak 103 yıl önceki bir gazete kupürü, olan bitene bambaşka bir açılım getiriyor.

Tarih: 9 Ağustos 1923. Sarıkamış’ta yayımlanan Varlık Gazetesi, Rus tüccarların Doğu Anadolu’dan tam 10 bin kedi satın almak istediğini duyuruyor. Sevinçle yanıtlanacak bir soru mu? Evet, yanlış okumadınız: 10 bin kedi!

Haber, Rusya’nın Karadeniz ve Hazar kıyılarındaki limanlarında farelerin ciddi bir sorun yarattığını belirtiyor. Çözüm olarak ise dönemin kimyasalları ve teknolojik yöntemleri yerine, doğanın en eski fare avcılarından biri öneriliyor: kediler.

Rus tüccarlar, kedileri temin etmek üzere Erzurum, Kars ve Sarıkamış çevresinde harekete geçiyor. 10 bin kedi için özel bir heyet bile oluşturuluyor.

Rusların kedilere yönelik talepleri, yalnızca 1923’teki bu olayla sınırlı değil. 1745 yılında İmparatoriçe Yelizaveta, saraydaki fare sorunu için en iyi fare avlayan kedilerin Kazan’dan St. Petersburg’a gönderilmesini emretmişti. II. Dünya Savaşı sırasında da Leningrad’da kedilerin yok olması sonucu sıçanlar hızla çoğalmıştı; abluka sırasında yeniden kediler şehre getirildi.

Böylece, Rusya tarihindeki kediler yalnızca sevimli ev hayvanları değil, aynı zamanda güçlü bir “biyolojik mücadele birliği” haline geliyor.

Doğada hiçbir canlı gereksiz değil.

Bir türü yok ettiğinizde ya da azalttığınızda, onun görevini başka yöntemlerle üstlenmeye çalışıyorsunuz. Bazen bunun için büyük paralar, bazen de tonlarca ilaç harcıyorsunuz ya da kediler arıyorsunuz.

Kedilerin hâlâ ülkemizde sokaklarda doğal dengeyi koruduğunu hatırlamak sevindirici.

Kediler de toplanabilir, duyurulur!

Gece saat üçte, bir başka konudan bahsetmek istiyorum: Sağlık üzerine bir araştırma. Finlandiya’da yapılan bir çalışma, akşamları aktif olan kişilerin sabah insanlarına göre, sağlık nedenleriyle çalışma hayatından çekilme riskinin yaklaşık %70 daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Saat 03:14. Ben bu haberi okurken, içimden “Sabah erken kalkarsam her şey değişir” düşüncesi geçiyor. Sosyal medyada “gece uyumama sebeplerim” konusu üzerinde paylaşımlar yapıyorum. Akşam kahvesi bırakmalıyım belki de, çünkü bu araştırma hiç hoş değil!

Öyle görünüyor ki dünya, sabahcıların dünyası.

Her ne kadar gece sevmeyi bırakmayacak olsam da, sabahlara bağlanmamaya çalışacağım. Fakat saatime bakınca ne kadar inandırıcı olduğumu sorguluyorum. Saat yine 03:14.

Yarın erken yatacağım, yine bu cümleyi kuruyorum. Gece kuşlarının en çok söylediği cümle de tam olarak bu.

Kedi gitmeden, fare gelmez | Ömür GEDİK Köşe Yazısı
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Pati Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!