İnsanlık Doğayı Ve Hayvanları Yok Ediyor: Vicdanımıza Sesleniyoruz
İnsanoğlunun ne kadar derin bir karanlığa doğru yol aldığını görmek üzücü. Kimi insanlar, doğayı ve hayvanları hiçe sayarak, sadece kendi ihtiyaçlarını düşünür hale geldi.
Doğal güzellikleri yok ediyor, kadim zeytin ağaçlarını ortadan kaldırarak maden sahalarına dönüştürüyorlar. Ağaçların ve hayvanların değeri göz ardı ediliyor. Uzun süredir tartışılan hayvan katliamı haberleri, gündemin yoğunluğu içinde kaybolsa da, her gün birçok yerden yavru hayvanların canice öldürüldüğüne dair acı haberler gelmeye devam ediyor. Fotoğraflara bakmakta zorlanırken, bu vahşeti gerçekleştirenlerin nasıl bir ruh hali içinde olduğunu anlamakta güçlük çekiyorum.
Her türlü cinayeti işleyecek azmi gösterebilecek bir zihniyetin varlığı beni korkutuyor. Hayvanların masum gözlerindeki iyiliği, ne yazık ki, göz ardı etmekteyiz. Onları poşetlere atıp çöp muamelesi yapanların vicdanına karanlık düşünceler hâkim.
En çok şikayet edenlerin ise ormanlık alanlara inşa edilen lüks konutlarda yaşayanlar olması dikkat çekiyor. Bu kişilerin, kendi beton evlerinin içinde hayvanları istememesi, gerçek bir skandal. Ardından, ormanda yaşam yerine kalabalık apartmanlara sığınmaları dikkat çekiyor: “Nasıl bir vicdanınız var sizin?” sorusunu akıllara getiriyor.
Hayvanların korunmasına yönelik katliam yasası, 2 Ağustos 2024’te Meclis’ten geçerek yasalaştı. Ötenazi uygulamaları gündeme getirilirken, buna karşı çıkanların sesini duyurmak için Anayasa Mahkemesi’ne düzeltme başvurusu yapıldı; fakat bu da reddedildi. Tepkiler devam ederken, İstanbul Valiliği, sokak köpeklerinin toplanması için talimat veriyor. Okul açılışları bahanesiyle hayvanları hedef alan uygulamaları kınıyoruz.
Genellikle iktidar medyasında çıkan “Köpek çocuğu ısırdı” gibi haberler de, bu noktada dikkat çekiyor. Bu haberlerin, yalnızca uygulama yapılacağı zamanlarda ortaya çıkması düşündürücü. Hayvanseverler ve hayvan hakları savunucuları, yöntemlerin ne kadar etkili olduğunu yıllardır ifade ediyor, hayvanları öldürmeden insanların can güvenliğini korumanın yolları mevcut.
Vicdanınıza bir kez daha sesleniyorum: Bir köpeğin gözlerinin içine bakın, başını sevin, ona su ve mama koyun. Unutmayın, o da bir canlı ve insanların vicdanını hatırlatacak kadar değerli bir varlık.
Bir köpeğim Goldie vardı, iki kez kansere yakalanmasına rağmen onu 14 yaşına kadar yaşatabildim. Onunla paylaştığım sevgi, tüm hayvanlarla olan dostluklarımda olduğu gibi, hayatımı zenginleştirdi. Bana daha iyi bir insan olmayı öğretebildikleri için her birine müteşekkirim.
Bu noktada bir kez daha düşünüp, yanlış kararlar almadan önce bir köpeğin gözünün derinliklerine bakmayı öneriyorum.
Laiklik, Özgürlük İçin Gereklidir
Geçen hafta bu köşede Diyanet’in kadınların miras hakkı konusundaki açıklamalarını incelemiştik. PEN Türkiye, laikliğin önemine dikkat çekerek, Cumhuriyetin kurumlarının Cumhuriyete savaş açma noktasına geldiğini ifade etti. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, başındaki Ali Erbaş yönetiminde, protokolde önde yer aldığını ve iktidarın destekçisi haline geldiğini vurguladı.
Son günlerde, kadınların örtünmesinin gerekliliği ve miras hakkının eşit olmaması hakkında çıkan tartışmalar, toplumda bir bölünmeye yol açabilir. Anaokulundaki çocuklara başörtüsü özgürlüğü talep eden söylemler, bir çocuk için ne denli sağlıklı bir yönelim?
Laiklikten ödün verilmesi gerektiği düşüncesine karşı olan tepkimizi sürdürüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti yasalarında, herkesin inancı ne olursa olsun eşit muamele görmesi ilkesi her daim korunmalıdır. Laiklik, özgürlüktür; gerisi ise karanlığa açılan bir kapıdır.
Bu durum, toplumda daha fazla düşündürmeye ve sorgulamaya yol açmalı. Unutulmamalıdır ki laiklik, bireyler için temel bir haktır.