USD45,91
%0.47
EURO53,42
%-0.06
GR. ALTIN6.658,45
%-0.88
BTC0,000000
%0
  1. Haberler
  2. Köpek
  3. İstanbul’da köpek sürgünleri: Hayırsızada’dan günümüze ‘köpekhane politikası’

İstanbul’da köpek sürgünleri: Hayırsızada’dan günümüze ‘köpekhane politikası’

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sokak Köpeklerine Yönelik Politikalar: Tarihsel Bir Şiddet Zincirinin Devamı

Türkiye’de sokak köpekleri üzerine yürütülen "uyutma" uygulamaları, yalnızca güncel bir belediye politikası değil, aynı zamanda tarihsel bir şiddet zincirinin yeniden biçimlenmesi olarak değerlendiriliyor. Bu bağlamda, insan-hayvan ilişkilerine dair daha derinlemesine bir anlayışa ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.

Salt Beyoğlu’nda düzenlenen ‘Hayvanların Yaşamı’ sergisi, bu ihtiyacı gözler önüne seriyor. Sergi, insan-hayvan ilişkilerinin tarihi kökenlerine inerek, tahakküm ve dışlama gibi olguları sorgularken, aynı zamanda alternatif yaşam biçimlerine de kapı aralıyor.

Sergi kapsamında yer alan “İhtimam ile Şiddet Arasında: İstanbul’un Köpekleri” adlı proje, Kadir Has Üniversitesi’nden Dr. Mine Yıldırım tarafından yürütülüyor. Yıldırım, geçmişten günümüze köpeksizleştirme politikalarının duygusal ve tarihsel yanlarını ortaya koymayı hedefliyor.

Salt ve Antwerp Güncel Sanat Müzesi (M HKA) iş birliğiyle hazırlanan sergi, İstanbul’un sokak köpeklerine dair tartışmaları yeni bir zemine taşıyor. Dr. Yıldırım, Euronews Türkçe’ye verdiği röportajda, kent yaşamındaki hayvanların rolü, köpeksizleştirme politikaları ve ihtimam kültürü üzerine derin bir analiz sunuyor.

1910 Hayırsızada Sürgünü: Bir Tarihsel Dönüm Noktası

1910’daki Hayırsızada Sürgünü, İstanbul’un sokak köpekleriyle olan ilişkisini köklü bir şekilde değiştiren bir olay olarak öne çıkıyor. İstanbul’da 80 bine yakın köpek, yöneticiler tarafından yiyecek ve su olmadan Sivriada’ya sürgün edilmişti. Bu durum, modern Türkiye’deki hayvan politikalarının başlangıcı olarak kabul ediliyor ve köpeklerin “mahalleli” olarak değil, dışlanması gereken varlıklar olarak tanımlanmasının ilk adımını oluşturuyor.

Yıldırım, köpeksizleştirme siyasetinin daha sonraki uygulamalarında biçimsel değişiklikler yaşansa da, temel amacın sokak köpeklerini şehrin dışına itmek olduğu belirtmektedir. Geçmişteki sürgün uygulamaları yerine şimdi "mahallinde öldürme" gibi yöntemler yaygınlık kazanmış durumda.

Köpeksizleştirme Siyaseti

Dr. Yıldırım, "köpeksizleştirme siyaseti"nin İstanbul’da çok katmanlı bir yaklaşım sunduğunu vurguluyor. Bu süreç, yalnızca fiziksel ortadan kaldırma değil, mekansal, idari ve duygusal boyutları olan bir düzenleme biçimi. İki ana eksende yürütülen bu siyaset, bir yandan şiddet yoluyla denetim sağlarken, diğer yandan koruma ve ihtimam kültürünü öne çıkarıyor.

İhtimam Kültürü ve Kentin Kimliği

İhtimam kültürü, sokakta yaşayan hayvanlara yönelik plansız bir bakım ve toplumsal duyarlılık oluşturuyor. Bu kültür, sadece hayvanların korunmasını değil, aynı zamanda toplumsal bağların güçlenmesini de sağlıyor. Hayvanların yaşam alanlarının giderek daraldığı günümüzde, bu kültür önemli bir karşı direniş biçimi olarak öne çıkıyor.

Köpeksizleştirme siyaseti ile kentsel dönüşüm politikaları arasındaki bağlantı, mahallelerin fiziksel dönüşümünü ve hayvanların burada yaşayabileceği alanların azalmasını beraberinde getiriyor. Bu bağlamda, hayvanların sokakta varlıkları, toplumsal hafıza ve mekânsal adaletle de ilişkili.

Hayvanlara Yönelik Şiddetin Mekansal Boyutları

Yıldırım, hayvanlara yönelik şiddetin mekansal ve duygusal boyutlarının karmaşık olduğunu ifade ediyor. Hayvanların mahalleliyle kurduğu bağların hedef alındığı bu strüktür, yalnızca fiziksel bir müdahale değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin dönüşümünü de etkiliyor.

Sonuç olarak, hayvanları koruma ve onlarla birlikte yaşama fikrinin toplumsal kabul görmesi için ilk olarak kurumsal şiddetin durdurulması gerektiği vurgulanıyor. Bu bağlamda, ihtiyaç duyulan adımlar arasında, sokak hayvanlarıyla kurulan ilişkinin tanınması ve desteklenmesi, eğitim ve medya alanlarında köklü dönüşümler yer alıyor.

Hayvanların barınma, yaşama hakları ve toplumsal duyarlılığın derinleştirilmesi, şehirlerin geleceği açısından kritik öneme sahip.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
İstanbul’da köpek sürgünleri: Hayırsızada’dan günümüze ‘köpekhane politikası’
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Pati Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!